Günümüz yazilimcisinin hayatta kalma mücadelesini destekleyecek tek aktivite, soft skillerini gelistirmesidir. Bunun basinda iletisim geliyor. Iletisim icin de genis bir kelime hazinesi ve ifade gücü gerekli.
Kelime hazinesi nasil genisletilir ve iletisim becerisi nasil kazanilir?
Öncelikle sunu bilmek gerekiyor; düsünce ve hayal dünyasi kelime hazinesinin büyüklügü ile dogrudan orantili.
Sadece yeni kelime ögrenerek, iletisimi güclendirmek mümkün degil. Kelime hazinesinin ve dolayli olarak ifade gücünün artmasi icin hayata dair anlam cikarici iceriklerin tüketilmesi gerekiyor. Bunlarin basinda dogal olarak edebiyat ve felsefe geliyor.
Felsefeye yönelebilmek icin öncelikle edebiyat duragina ugramak lazim. Siir, roman ve benzeri icerikler anlam olusturma, hakikatleri kavrama ve anlam arama cabalarini sekillendirir nitelikdedirler.
Burada özellilkle Tolstoi, Dostoyevski, Gogol gibi yazarlar öne cikiyor. Yazdiklari hikayeler insanlarin zor sartlar altinda yasadiklari dönemlerde geciyor. Örnegin Gogol’un Paltosunu okuyan birisi, aslinda ne kadar büyük bir zenginlik icinde yasadiginin hemen farkina variyor. Ya da Tolstoi’un “Insan neyle yasar” hikayesi zor durumda olanlara yardim etmenin ve gercekleri yasayarak görmenin ne kadar önemli olduguna vurgu yapiyor. Bu tür icerikler hem insanin sükretmesini, hem kendisine ceki düzen vermesini hem de zihninde yeni anlamlarin olusmasini sagliyor ve bu dogrudan ifade gücüne yansiyor.
Anlam ve hakikat arayisi insani dogrudan felsefeye yönlendiriyor. Mevcudiyeti sorgulamak, hakikatleri anlamaya calismak, ölüm gercegi daha cok okumaya yönlendiriyor ve bu dolayli olarak kelime hazinesine ve ifade gücüne olumlu olarak yansiyor.
Okuyun arkadaslar. Okumak iyidir!