Herhangi bir Java sınıfından new operatörü ile bir nesne oluşturulduğunda, bu nesnenin bilgisayarın hafızasında konuşlandırıldığı alana Java Heap adı verilir.

Herhangi bir Java sınıfından new operatörü ile bir nesne oluşturulduğunda, bu nesnenin bilgisayarın hafızasında konuşlandırıldığı alana Java Heap adı verilir.

JVM (Java Virtual Machine – Java Sanal İşlemcisi) C++ dilinde yazılmış bir programdır. Bir Java programı javac.exe ile derlendikten sonra byte code ismi verilen bir ara sürüm oluşur. Byte code, ana işlem biriminin (CPU – Cental Processing Unit) anlayacağı cinsten komutlar ihtiva etmez, yani klasik Assembler değildir. Java byte code sadece JVM bünyesinde çalışır. JVM, derlenen Java programı için ana işlemci birimi olma görevini üstlenir. Bu özelliginden dolayı Java programlarını değişik platformlar üzerinde çalıştırmak mümkündür. Her platform için bir JVM sürümü Java programlarını koşturmak için yeterli olacaktır. Bu sebepten dolayı Java “write once, run anywhere – bir kere yaz, her yerde koştur” ünvanına sahiptir.
Hemen hemen her programcının Matrix filmini seyrettiğini düşünüyorum. Star Wars gibi Matrix filmi de biz yazılımcılar için bir kült. Biraz abartı da olsa fikir olarak çok enteresan, en azından bir yazılımcı için. Matrix’de kullanılan yazılım sistemi dikkat çekiyor. En çok ilgimi çeken dejavü olarak isimlendirilen yazılım hataları (bug) ve Neo’nun bir tren istasyonunda hapis kalması ve trene binmesine rağmen tekrar tekrar aynı istasyona geri dönmesi, yani bir nevi for döngüsü olmuştur. Bir for döngüsünün bu kadar güzel görselleştirilmesi beni çok etkilemişti. Böyle bir sistemin entegrasyon testleri nasıl yapılıyor acaba? Okumaya devam et
Bu sabah yanımda kocaman, Coca Cola pet sişeleri taşıyan TIR vari bir araç durup, yol soruyor. Sürücünün neden navigasyon aleti yok diye düşünürken, bu yazıyı yazma fikri oluşuyor kafamda.
Türkiye’de genç programcı adaylarının kariyer planlaması şu şekilde:
Üniversite »» Birkaç yıl programcılık »» Proje yöneticiliği »» Bölüm yöneticiliği »» Bölüm müdürlüğü
Çoğu zaman aklımda olan bir soru var: „Programcılık bir sanat mıdır yoksa bir zanaat mıdır? Biz programcılar sanatkar mıyız yoksa zanaatkar mıyız?
Vikipedi’ye baktığımızda sanat ve zanaat için aşağıdaki tanımlamayı yapmakta:
Her programcı yeni bir ekibe dahil olduğunda kendisini ispatlamak zorundadır. Bu gerçekleşene kadar ekip içindeki diğer programcılar yeni programcıyı dikkate almazlar. Birilerinin ekibe dahil olduğunu beyinlerinin en arkasında çalışan bir thread ile belki farkederler, ama bunu dikkate almadan günlük işlerine devam ederler. Okumaya devam et
Bir programcıyı alıp bir adaya koysanız, diğer insan ve progcılarla bağlantı kurmasını engelleseniz, kendi başına çalışmasını ve kendisini geliştirmesini isteseniz, bu programcı programcılık konusunda nasıl bir gelişme sağlardı? Okumaya devam et
İnşaat mühendisleri:
Okumaya devam et
Batan projeleri ben batan gemilere benzetiyorum. Batmaya meğil gösteren bir gemi nasıl bunu belli ediyorsa, batmaya meğilli bir yazılım projesi de parmak kaldırıp, dikkat ben batıyorum der. Bir projenin batacağı nasıl anlaşılır? Şöyle:
Bizim ailede müzisyen geni var, babamdan bana geçmiş olsa gerek. Babam çok iyi bir ses sanatçısıdır. Keşke benim de onun kadar güzel sesim olsa diye düşünmüşümdür her zaman. Ama ne yazık ki yaratıcının benimle olan planları başka türdenmiş. İyi bir dinleyici olduğumu düşünüyorum. TSM parçalarını seslendirmeye çalıştığımda babam, detone olmadığımı söyler. Ama sesimin ne kadar kötü olduğunu ben bilirim. Keşke babam gibi güzel bir sesim olsaydı. Ufakken hatırlıyorum: TV yok; internet yok; radyo var; arkası yarın ve TSM var. TRT radyo yayınlarını dinleyerek büyüdüm; ne güzel günlerdi…
Son zamanlarda yazılımla yakından ya da uzaktan ilişkisi olan herkesin ağzında olan kelime; çeviklikten bahsediyorum. İngilizce de agile, lean gibi kavramlar kullanılıyor ve artık her şey için kullanılmaya başlandı. Gören de zannederki artık her proje çevik yazılım yöntemleri ile yapılıyor, her şey yolunda.
Birçok programcının büyük bir büroda çalıştığını düşünelim ve böyle bir ortama girdiğimizi. Programcı olduklarını bilmiyoruz, ne yaptıklarını da. Bu çalışanların ne yaptığını düşünürdük? Büyük ekranlarda devamlı birşeyler yazdıklarını gözlemleyip yazar olduklarını düşünürdük belki. Birşeyler yazana yazar denir. Bu bir roman, bir ders kitabı ya da bir yemek tarifi olabilir ya da bir kod parçası.
SOLID (Single responsibility, Open-closed, Liskov substitution, Interface segregation ve Dependency inversion) yazılım tasarım prensipleri için kullanılan bir kısaltmadır. Yazılım yaparken SOLID uygulandığı taktirde bakımı ve geliştirilmesi kolay yazılım sistemleri oluşturmak mümkündür. En verimli hali test güdümlü yazılım ile uygulanır. Okumaya devam et
Bir sınıf konstruktörü bünyesinde oluşturulan nesne, bu sınıfın test edilmesini zorlaştırır. Bunun bir örneğini EmployeeManager sınıfında görmekteyiz. Sınıf değişkeni olan dao konstruktör bünyesinde oluşturulmaktadır.
Bir sınıfın yüzlerce ya da binlerce satırdan oluşmasının ana sebeplerinden birisi bu sınıfa birden fazla sorumluluğun yüklenmiş olmasıdır. Single Repsonsiblity (SRP) prensibinden de bildigimiz gibi her sınıfın sadece ve sadece bir sorumluluk alanı olmalıdır yani sınıf sadece bir iş yapmalıdır ve bu işlemi iyi yapmalıdır. Aşağıda yer alan Order sınıfı SRP ile uyumlu değildir. Yeni Sınıf Oluşturma (Extract Class) refactoring metodunu kullanarak bu sınıfı SRP’ye uygun hale getirebiliriz.
Bu yazıyı PDF olarak edinebilirsiniz.
Stable Abstractions Principle (SAP) – Stabil Soyutluk Prensibi (17,2 KiB, 6.567 yükleme)
Bu yazıyı PDF olarak edinebilirsiniz.
Stable Dependencies Principle (SDP) – Stabil Bağımlılıklar Prensibi (43,3 KiB, 5.821 yükleme)