Şimdi kısa bir yazılım tarihine göz atalım.
Bit ve bytelar ile başlayan şey daha sonra makina kodu, assembly, c, java, çatılar, dsl, no-code ve llm olarak devam etti. Biz şu anda bu zincirin en tepesinde duruyoruz. Yani programcılığa en soyut seviyeden bakıyoruz.
Her seviye bizim program yazış tarzımız üzerinde etkili oldu. Çalışma tarzımız değişti, ama değişmeyen bir öz var. Kod yazıyoruz ama onun da şekli, şemali değişiyor. Yani kod yazmak işin özü değil. Değişmeyen o öz ne?
Programlama aslında kod yazmak değil, niyet ifade etmektir.
Kod yazma işini LLM’e bırakmak, işin özünden uzaklaştığımız anlamına gelmez. Aksine LLM bizi bu öze daha da yakınlaştırdı, çünkü artık alis harikalar diyarında vari istediğimiz herşeyi yapabilir hale geldik. Niyetimizi bir prompt ile çok daha net ifade etme şansımız var. Bir DSL (domain specific language) olan prompt insanın mantık ve doğasına en yakın olan bir yapı ve o bahsettiğim özde kalmanın en kolay yolu.
O yüzden asıl mesele kod yazmak mı yazmamak mı değil, işin özünden devam etmek mi, etmemek mi dir.
Not: Benim yazılarım daha çok işin epistemoloji tarafına dönüyor olacak. Szin için sıkıcı olmaya başladı ise, haber verin, bu konuda yazmayı bırakacağım :)