Söyle bir yazim var, okuyanlar bilirler: Programcilik sanat mi, zanaat mi?
Bu yazim LLMler ünlenmeden ve benim yazilim konusunda fikirlerim degismeden önce kale aldigim bir yaziydi. Ben yazilimi hicbir zaman sanat olarak görmedim. Yazilim ustalik gerektiren birsey ve bir zanaattir. Bazilarinin idda ettigi gibi siir gibi kod yazinca sair, yani sanatci, o kod da sanat eseri olmuyor. Sanatin islevi olmaz, ama kodun islevi var ve istenildigi kadar kopyalanabilir (reproduction), ama sanat eserlerinden genelde bir adet ya da cok az sayida vardir.
Simdi bu konuda fikrim kismen degismis durumda. Programcilik hala bir zanaat, lakin bu kisim LLM’e ve icinde bulundugu ekosisteme kaymis durumda. Bizler yazilimci olarak dirigent konumuna geldik. Ben burada kendimi bir ressam gibi hayal ediyorum ve önündeki bir tuvali (uygulamayi) istedigim firca darbeleri (promt) ile sekillendiriyorum. Bu baglanda yaptigim biraz sanati cagristiriyor. Ama sanat ile bagi sadece bundan ibaret. Bir dirigent olarak yine sistemi bir bütün olarak tasarlayip, calisir hale getirmem gerekiyor. Bu da yine bahsettigim o ustaligi ve beraberinde zanaat faaliyetini getiriyor. Yani yazilim yapmanin dogasi zanaattir.