Şimdi size sorsam, en çok sevdiğiniz üç yazılım kitabını yazarları ile sayabilir misiniz? Sayabilmeniz lehinize olurdu, çünkü bir sonraki iş görüşmenizde bu soruyla karşılaşma şansınız yüksek. Başıma geldiği için söylüyorum :)
Bana son on beş yıllık yazılımcı iş hayatımda sorulan en ilginç soru buydu. Cevabım şu şekilde olabilir.
Bu sorunun altında yatan mentalite çok başka türden. Beni şaşırttı açıkçası. Artık eskisi gibi anlatın bakalım, şimdiye kadar neler yaptınız demiyorlar. Size belli bir zamanda çözmeniz gereken bir problem de sunmuyorlar. Bilginizin hangi temellere dayandığını anlamak için derin sondaj çekiyorlar. Bu soru benim için neden bu kadar ilginç, açıklamaya çalışayım.
Google, Stackoverflow ya da BTSoru.com gibi sistemlerin var olduğu bir dünyada yazılımcılar belli bir sorunun çözümüne birkaç tık sonra ulaşabiliyorlar. Copy/Paste Programcı başlıklı yazımda bunu dile getirmeye çalışmıştım. Çoğu zaman copy/paste yaparak bir takım sorunları çözüp, işi geçiştiriyoruz. Çoğu zaman ne yazık ki çözümün temelinde yatan konseptleri anlamadan…
Eğri oturalım, doğru konuşalım. Programcılık bilim ve mühendislikle alakalı bir meslek. Bu işin temelindeki bilimi kavrayabilmek için bu işin eğitimini almak gerekiyor. Ben üniversitedeki eğitimden bahsetmiyorum. O da önemli, lakin üniversiteden sonra bu bilim dalında kendimizi ne kadar ve nasıl geliştirdiğimiz çok daha önemli.
Programcılık bir ömür boyu öğrenim görmeyi gerektiren bir meslek. Bu eğitimi bize başkaları veremez. Kendi, kendimizi eğitmemiz gerekiyor. Bunun en başlıca yolu da bol, bol kitap okumaktan geçer.
Günümüzde programcı olarak bizim eğitimimize en büyük sekteyi yazılım çatıları (framework) vuruyorlar, çünkü sundukları imkanlarla çalışma sahalarındaki zorlukları ve bilgileri maskeliyorlar. Bu çatıları kullanmak programcı olarak bizim işimizi kolaylaştırmakla birlikte, temelde ne olup, bittiğini tam olarak anlamadığımız sürece yeni bilgi edinmek güçleşiyor. Bizim ana sorumluluğumuz sorun çözmek değil, sorunları çözebilmek için bilgi ve bilim taşıyıcısı olmaktır. İnternetten birkaç satırlık kodu alıp, sorun çözmek matah değildir. Asıl önemli olan kısa yolu değil, uzun ve acılı yolu seçip, belli bir öğrenim sürecinden sonra gerekli temel prensipleri kavramaktır.
Kendimizi ciddi anlamda geliştirmek istiyorsak, ilgi duyduğumuz alanlarda elimize geçen her türlü yazılı kaynağı sistematik bir şekilde tüketmeliyiz. İçimizde işin temellerine indiğimiz hissi uyanmadıysa, yılmadan daha çok kaynak kitap tükerek, bu hisse sahip olana kadar devam etmeliyiz.
Yılmamalıyız! İlim ve bilim, ilim ve bilim peşinde koşturanındır.
En son okuduğunuz üç kitabı yorumlarda görmek ümidiyle…
EOF (End Of Fun)
Özcan Acar