Prompt engineering ile bir yazılımcının aynı anda sağlıklı biçimde yönetebileceği feature sayısı çoğu zaman üçü (3) geçmez. Bunun üzerine çıkıldığında context switch yazılımcının zihnini felç etmeye başlar.
Üstelik sorun yalnızca feature sayısı değildir. Yapay zekâ dakikalar içinde yüzlerce dosyayı değiştirebilir. Bu hız karşısında yazılımcının bütün kodu incelemesi, testleri değerlendirmesi ve her değişikliğin yan etkisini takip etmesi artık mümkün değildir.
Bu noktada yazılımcının görevi kodu satır satır kontrol etmekten çıkar; sistemin doğru yönde ilerleyip ilerlemediğini doğrulamaya dönüşür. Fakat bunun için ne yaptırmak istediğini baştan kesin biçimde tanımlaması gerekir. Çünkü sağlamayı yalnızca üretilen kod üzerinden değil; kabul kriterleri, testler, invariant’lar ve çalışan sistemin çıktıları üzerinden yapabilir.
Benim vardığım sonuç şu:
Loop engineering kullanmadan, loop planlarını nokta atışı hazırlamadan yalnızca prompt engineering ile uygulama geliştirmeye çalışan yazılımcı, yapay zekâ çağındaki darboğazın bizzat kendisidir.
Yapay zekâ kod üretimini hızlandırdı. Fakat yazılımcı hâlâ prompt yazıyor, ajanların açık loop’larını zihninde tutuyor ve ortaya çıkan değişiklikleri tek tek anlamaya çalışıyorsa eski çalışma modelini yalnızca daha yüksek hızda sürdürüyor demektir.
Yeni darboğaz kod yazmak değil; aynı anda yürüyen işleri anlamlandırmak, sınırlandırmak ve doğrulamaktır.