Yönetim kültürü ve şirket kültüründen bahsettik. Bir şirketi ayakta tutabilecek, faaliyetlerini anlamlı kılacak, çalışanlarında aidiyet hissi oluşturacak ve onları tatmin edecek üçüncü bir ayaktan bahsetmek istiyorum.
Sosyal sorumluluk kültürü.
Bir şirket ekonomik kazanç oluşturmak için kurulur. Bu kazanç çok küçük bir oranda şirketin çalışanlarına yansırken, büyük bir kısmı şirket sahiplerinin ceplerinde kaybolur. Bu sebeple şirket sahipleri aslında sihirbazdırlar. Oluşan ekonomik kazancı kimsenin göremeyeceği bir şekilde kendi çıkarları için yok etmeyi bilirler. Burada geçerli olan tek bir kapitalist kural vardır: “Patron benim, her şey benim!”
Bu böyle olmak zorunda değil!
Ekonomik kazanç toplumsal kazanca dönüştürülebilir.
Şirketi kurarken kafamdaki düşünce tam olarak buydu.
Şirket bizim çalışma motorumuz. Üretiyor, büyüyor, müşteriler kazanıyor ve para kazanıyor. Ama bütün bunların nihai amacı sadece daha büyük bir şirket olmak ya da sahiplerini daha zengin yapmak değil.
Şirketin ürettiği ekonomik güç, sosyal sorumluluk bilincinde kurduğumuz vakfın toplumsal gücüne dönüşecek. Bknz: https://asyabilge.org
Bir tarafta ticari dünyada rekabet eden, teknoloji üreten ve ekonomik değer oluşturan şirket var. Diğer tarafta bu ekonomik değeri eğitim, bilim ve toplumsal projelere dönüştüren şirketin ait olduğu bir vakıf.
Biri motor, diğeri amaç.
Bu yüzden sirketimizde çalışan bir insan sadece bir yazılım geliştirmiyor, sadece satış yapmıyor, sadece müşteriye destek vermiyor.
Yaptığı işin sonunda oluşan değerin nereye aktığını biliyor.
Bugün yazdığı bir satır kod, kazandırdığı bir müşteri ya da çözdüğü bir problem; yarın bir çocuğun eğitimine, bir araştırma projesine dönüşebilir.
Bence aidiyet tam da burada başlıyor.
İnsan sadece maaşı için çalıştığı bir yere bağlılık hissetmekte zorlanabilir. Ama kendi emeğinin kendisinden daha büyük bir amaca hizmet ettiğini gördüğünde yaptığı iş başka bir anlam kazanır.
Bu sebeple sosyal sorumluluk şirket için şirketin kazandığı paradan sonradan ayrılan küçük bir bütçe kalemi olmayacak.
Şirketin varlık sebeplerinden sadece birisi de olmayacak. Mevcudiyetinin tek sebebi bu olacak!
Şirket ekonomik değer üretecek.
Vakıf bu değeri toplumsal değere dönüştürecek.
Ve böylece ortaya sadece büyüyen bir şirket değil, büyüdükçe topluma daha fazla şey geri verebilen bir organizma çıkacak.
Belki de kapitalizmin “patron benim, her şey benim” anlayışına verilebilecek en güzel cevap budur:
Şirket benim olabilir. Ama ürettiğimiz değer hepimizin.