Bugün bir startup kursam, kesinlikle AI Native Company olurdu.
Böyle bir şirket kurmak için sadece GPT ya da Opus kullanıyor olmak yeterli değil.
Şirket bünyesindeki tüm süreçleri yönetebilen bir AI Operating System gerekiyor.
Bu işletim sistemi üzerinde ajanların otonom çalışabilmeleri için şirketin süreçlerine, ürünlerine, müşterilerine, kararlarına ve operasyonlarına ilişkin tüm bilgi ve verilerin merkezi bir sanal beyinde (Company Brain) toplanması gerekiyor.
Ama Company Brain sadece bir bilgi deposu degil. Şirketin nasıl çalıştığını, hangi kararların neden alındığını, süreçlerin birbirleriyle nasıl ilişkili olduğunu ve hangi kurallar çerçevesinde yürütüldüğünü de bilmeli.
Ajanlar bu ortak beyin üzerinden şirketin mevcut durumunu anlayabilmeli, birbirleriyle koordineli çalışabilmeli, karar alabilmeli ve yetkileri dahilinde aksiyona geçebilmeli.
Burada üç temel bileşen ortaya çıkıyor:
Company Brain:
Şirketin kurumsal hafızası, bilgisi ve operasyonel bağlamı.
AI Operating System:
Süreçleri, görevleri, yetkileri ve ajanlar arasındaki koordinasyonu yöneten altyapı.
AI Agents:
Kendilerine tanımlanan sorumluluklar çerçevesinde otonom çalışan dijital iş gücü.
Böyle bir yapıda insanın rolü de değişiyor.
İnsanlar artık bütün operasyonları bizzat yürüten kişiler olmaktan çıkıp, hedefleri belirleyen, politikaları tanımlayan, kritik kararları veren ve yapay zeka sistemini yöneten kişilere dönüşüyor.
AI Native Company, yapay zeka kullanan bir şirket değil aslinda. Yapay zekanın şirketin işletim modelinin merkezinde olduğu bir organizasyon.